Bozlar Kisa Tarihcesi

BOZLAR

Bozlar,Kahramanmaraş iline 90 km, Pazarcik Ilcesine 45 km,Çağlayancerit ilçesine 22 km uzaklıkta ve Çağlayancerit ilçesine bağlı bir Köydür. Bozlar Köyü 1994-2014 Yillari arasinda , Bozlar ,Kulyanli,Abbasiye-Baspinar köyleri ile birlikte , Bozlar Beldesi olarak Tarihteki yerini almistir. 2014 Yilindan bu yana ise Caglayancerit ilcesinin bir Mahallesi konumundadir.Bundan sonraki zamanlar ne gösterir bilinmez ama , Bozlar ismi hafizalarimizda Bozlar Köyü olarak yer etmeye devam edecektir.

Bozlar ekonomisi tarım ve hayvancılık üzerine kuruludur. Yurt dışında yasayan Bozlar’lilarin ekonomik katkısı da kasaba ekonomisi için önemli seviyededir.

Hayvancılık son yıllarda büyük ölçüde kan kaybetmiştir. Su kaynaklarının bol olduğu dönemlerde gerçekleştirilen leziz ve nadir bulunan „sari çeltik“ tarımcılığına son verilmiştir. Kasabanın tarımsal arazilerinin kıraç bölümünde buğday ve arpa üretimi yapılmaktadır. Özgün uzum çeşitleriyle yapılan uzum bağcılığı gerilemiş durumdadır. Son yıllarda meyve bahçeciliği konusunda ilerlemeler yaşanmaktadır. Sulu tarım alanlarının büyük kısmında kerestelik kavak üretimi yapılamaktadır. Domates, fasulye ve şekerpancarı üretimi de yaygındır. Orta Torosların kendine özgü bitki örtüsü Bozlar ve civarında da kendisini hissettirmektedir. Nadir bulunan ardıç ormanları bu bölgenin yaylalarında yer alır. Özellikle kuzeydeki dağlık alanda yaygın olarak rastlanan kurt, ayı, keklik gibi yaban hayvanlarının sayısı bilinçsiz avlanma, ormanların azalması ve tarımsal ilaçlar gibi nedenlerle gerilemiştir.
Gelenekleri
Bozlar Çağlayancerit İlçesi sınırlarındaki bir Köydür. Yurt dışına popülasyona orantı bakımından rekor seviyede göç vermiş yerleşim birimlerinden bir tanesidir. Köy kültüründe çok önemli yer tutan yaylacılık son yıllarda turistik bir faaliyete dönüşmüş bulunmaktadır. Kasaba nüfusu yaz aylarında ülkenin ve dünyanın çeşitli yerlerinde yasayan Bozlarlıların akınına uğramaktadır. 2007 yılı içerisinde çok amaçlı bir köy evi tamamlanmıştır (Avrupa’da yaşayan Saray Mahallesi halkının ekonomik katkılarıyla.)Bayırlı mahallesinin köy evinin inşaatı ise tamamlanarak 2008 yazında hizmete açılmıştır.
Başta Kısık Vadisi olmak üzere doğal güzellikleri dikkat çekmektedir. Dokumacılık gibi yöresel el sanatları bütünüyle terkedilmiştir. Hayvancılık büyük ölçüde kan kaybetmiş, tarımsal alan ise eski önemini sürdürmektedir (kavak, şekerpancarı, buğday, domates). Kasabanın yas ortalaması (genç nüfusun ekonomik nedenlerle nüfus ihraç etmesi nedeniyle) hızla yükselmektedir. Genç nüfusun azalması etnografik öğelerin genç kuşaklara aktarılmasını engellemektedir. Iwkoyi Kur (Kor Ibo) önemli bir yöresel halk ozanı olarak yaşamını uzun süre Bozlarda sürdürdü.

Altyapı bilgileri
İçme suyu şebekesi vardır. Cevre yerleşkelere bağlantı yolları asfaltlanmıştır. Köyde, özellikle de Saray Mahallesinde arsa birim fiyatları astronomik seviyededir. Geleneksel toprak damlı, iri tas duvarlı evlerin büyük bolumu yıkılmış, az sayıda kısmı ise metruk durumdadır. Köyde tarımın can damarı olan Aksu Çayı küresel ısınmanın ve bilinçsiz su kullan minin etkisiyle yok olma seviyesine gerilemiştir. Aksu Çayı’nın içinde ve çevresindeki doğal hayat büyük ölçüde tehdit altında bulunmaktadır

13.yüzyılda Ermenilerin hâkim olduğu bilinen Bozlar, birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Her el değiştirmesinde de yakılıp yıkılan şehir, uzun bir süre “Yanık Şehir” anlamına gelen “Göynük” ismiyle anılmıştır. Hala bölgenin birçok alanında Göynük Kalesi ve su sarnıçlarının duvarları göze çarpmaktadır. Papaz Hasan Konağı ve kümbeti, Bozlar Mahallesi’nde dikkat çeken tarihi varlıklardandır. Cerid Aşiretiyle aynı dönemde, yaklaşık 200 yıl önce göç eden Papaz Hasan Ağa, Bozlar’da hüküm sürmüştür. Beyaz atı, frenk ipinden şalvarıyla tanınan Papaz Hasan Ağa, çok iyi Arapça bilir, halk tarafından çok itibar görürmüş. Hayvancılıkla uğraştığı bilinen Papaz Hasan Ağa’nın türbesi ve hatıralarının sergilendiği konak, hala Bozlar’da ziyaretçilerini ağırlıyor.

Göynük(Hades) Kalesi:

 Hades(Göynük) KalesiYapım yılı: IV. YüzyılDönemi: RomaYaptıran: Beli değil Bir çok kaynakta Hades veya Göynük kalesi olarak geçer. Bu günkü Bozlar Kasabasındaki(Önceki ismi Saray)  bu kale Roma dönemine ait olup, ticari ve askeri amaç için inşa edilmiştir.  Hz. Ömer zamanında(634-644) Hades kalesinin Habib bin Mesleme tarafından fethinden bahseden kaynaklar vardır. Kale Osmanlı döneminde bir çok kez onarım görmüş olmasına rağmen bu gün sadece surların bir kısmı ayaktadır. Şehir Bizans kaynaklarında “Adatta”; İslam hakimiyeti döneminde, El-Hades, Hadesü’l-Hamra kısaca “Hades “ denilmiştir.  Göynük adı ise 1273 yılından sonra kullanılmaya başlanmıştır.  Şehir çevresi çok güzel olduğu için Arap şairleri tarafından hakkında kasideler yazılmıştır.  Halk arasında Türkçe adlar kullanılagelmiştir; Göynük dışında Karahisar, Ilgın, Göksu diğer isimlerdir. Göynük Kalesi Halep-Antep-Pazarcık-Göynük-Pazaryeri-Derbentağzı- Akçaderbent(Elbistan ile Nurhak arasında önemli bir geçit) -Elbistan ile Malatya-Sivas-Kayseri’ye ulaşan kervan-ticaret yolu üzerinde bulunduğu için önem taşımaktadır. Engizek dağındaki kalın duvarlar bu ticaret yolun varlığının önemli bir kanıtı olarak değerlendirilmiştir. Pazarcık-Hades yolunun kontrolü için Köroğlu kalesi ile birlikte inşa edildiği kabul edilmektedir. Bölge sık sık Arap-Bizans arasında el değiştirmiş olduğundan bu iki kale önemli işlev görmüştür.  Torosların hemen önünde bir geçitte bulunan kale sık sık savaşlara sahne olduğu için “Selamet Geçidi” diye isimlendirilmiştir.  Abbasi halifesi El Mehdi(775-785) zamanında yeniden inşa edilmiş, Abbasi Valisi Muhammed bin İbrahim zamanında paralı askerler yerleştirilmiş, ancak kerpiçten yapılan kale duvarları şiddetli kar ve yağıştan yıkılmıştır. Halife Harun Reşit zamanında  şehir(Hades) önemli bir kültür merkezi olup, bir çok alim yetişmiştir. Yine Bizanslılar ile Abbasiler arasında el değiştiren Hades kalesi Bizanslıların elinde uzun süre kalmıştır. Ancak Anadolu Selçuklu Sultanı I. Mesut zamanında 1150 yılında yeniden alınmıştır. Ancak 1258 yılında Ermenilerin eline geçmiş ise de Memlük Sultanı Baybars zamanında Halep valisi Hüsamettin el Ayıntabi tarafından tekrar alınmıştır. Şehri terk eden Ermeniler giderken, Memluk sultanı Baybars ise şehri ele geçirmesi sırasında şehri yakıp yıkmışlardır. Bu yüzden “yanık”  manasına gelen GÖYNÜK ismiyle anılmaya başlanmıştır. 1513 yılında büyük depremde şehir ve kale ağır hasar gördüğünden şehir hemen yakındaki bugünkü Göynük köyüne taşınmış olabilir. Bazı kaynaklar 9. Yüzyılda şehrin Maraş büyüklüğünde olduğunu yazmaktadır.Bölgeyi iyi bilen ve arşatırma yapan,  Dr.Said ÖZTÜRK; 1995 yılında Türk Dünyası  Araştırmaları Dergisinin 96. Sayısında “Kadim Bir Anadolu Şehri  “ olarak nitelendirdiği Hades hakkında geniş bilgi vermektedir:            Şehrin kalesi, yakınında bulunan „el-Uhaydab“ veya „Uhaydib“ yani; „Kamburcuk“ denilen tepe üzerinde kurulmuştur. Şehirde Süryani cemaatin ait bir de Piskoposluk bulunduğu kaydedilmektedir. Ramsay, Anadolunun Tarihi Coğrafyası isimli eserinde;  Maraş ve Hades’in tek bir Piskoposluğa tabi olduğunu belirtiyor. 10. yüzyıl coğrafyacılarından el-İstahri de;  Hades ile Maraş’ın iki mamur(gelişmiş) şehir olduğu, her iki şehirde de bol su, geniş ekili arazi ve çok ağaç bulunduğunu bildirmektedir.Hades’de yetişen ünlü hadis bilginlerinden bahsedilmektedir ki bunlar;  Ömer b. Züraretü’l-Hadesi, Ali b. el-Hasan el-Hadesi, Ebu’l-Velid Ahmet b. Cenabi l-Hadesi’dir. Dulkadirli Beyliği’nin Osmanlı idaresine geçip, Osmanlı’nın bir eyaleti olması ile birlikte Göynük’ün eski stratejik ehemmiyetini yitirdiğini görmekteyiz. Zira artık Göynük bir hudut şehri (suğur) değil, Osmanlı Devleti’nin bir iç bölgesi (hinterland)’dir.  Aksu Çayının kaynağından kireç harçlı moloz taşla örülü 0.80×0.80 metre ölçülerindeki kanallarla su getirildiği halen mevcut olan kalıntılardan anlaşılmaktadır.Kale,  kalıntılardan anlaşıldığına göre, 450×750 m. Boyutunda inşa edilmiştir. Mevcut duvar yüksekliği 4 metre civarındadır. Duvarların kalınlığı 2 metre civarında olup, taşların boyu 30- 120 cm arasında değişmektedir. Halen kale içindeki alanlar ev ve bahçe olarak kullanılmaktadır. 

Kaynaklar: Pazarcik.gov.tr, caglayancerit.bel.tr

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.